Kabristan | Köyümüzü Tanıyalım |
| Muhtarlık ve Heyet |
| Kabristan |
| Vefat Eden Köylülerimiz |
![]() |
cemal (cemal) (2012-05-18 18:56:03) |
![]() |
Zulkane (Zulkane SUZER) (2012-05-13 17:33:36) |
![]() |
sündiken (turan) (2012-05-05 22:31:35) |
![]() |
tuncaymert (tuncay) (2012-05-02 16:43:15) |
![]() |
ebruli26 (ebru karakaya) (2012-04-22 22:49:44) |
|
|






![]() | Bugün | 142 |
![]() | Dün | 184 |
![]() | Bu Hafta | 1210 |
![]() | Bu Ay | 3985 |
| KEMALİZM VE KÜRT SORUNU |
| Yazan Ziya TEKİN | |||||||
| Perşembe, 12 Kasım 2009 | |||||||
|
“ Bugünkü Türk ulusunun siyasal ve toplumsal birliği içinde kendilerine
Kürt sorunu da bu bağlamdadır. 19. yüzyılın güçlü devletleri Osmanlı ülkesini paylaşma sorununa “şark meselesi” adını vermişlerdi. Bu paylaşımın yapılabilmesi için uygulanan “böl ve yönet” politikası bir buçuk asırdır devam etmektedir. Bu süre içinde balkanlar ve Arap coğrafyası paramparça edilmiştir. Kurtuluş Savaşı bu koşullarda yapıldı. Bu sorununu binlerce yıl öncesine kadar giden bir tarihsel bakışla değerlendirmek doğru olacaktır. Görüldüğü gibi Kemalizm, “Kürt Sorunu”nun nedeni ve kaynağı değildir !.. Tersine, sorunun çözümüdür !.. Kemalizm, ayrımcı değil birleştiricidir. Farklılıkları değil benzerlikleri öne çıkarır. Kemalizm’e göre Türkiye’de yaşayan etnik gruplar “Türk Ulusu’ nun temel unsurlarıdır. Çünkü, Anadolu Türk kültürü, Asya’dan getirilen kültür ile Anadolu kültürlerinin harmanlanmasından oluşmuştur. Türkiye Cumhuriyetine yurttaşlık bağı ile bağlı olan bazı insanların Çarpışan gençler emperyalizm tarafından kullanıldıklarını her şey bittikten sonra anlayabildiler… Bugün de kendilerini Kürtler adına görevli sayanlar aynı hataya düşmüşler, emperyalizmin maşası olmuşlardır !.. Eğer kitleler ayrı bir devlet kurmak amacıyla ayaklanmışsa, işte o zaman gerçek anlamda bir ”ulusal sorun” var demektir. Kürtlerin çoğunluğu batı bölgelerimizde yaşıyor ve ayrımcılığı istemiyorsa, doğuda yaşayanlardan ise ancak 13- 20 yaş arası çaresiz çocuklar, işsiz ve yoksul gençler kandırılıp dağa çıkarılmışsa, arkasında emperyalizm de olsa, hareketin temeli zayıftır. Şunu da belirtmek gerekir ki; bugün Türk ya da Kürt, hiç bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının birbirinden daha çok hakkı ve özgürlüğü yoktur. Herhangi bir Kürt yurttaş, benden daha az özgürlüğü olduğunu söyleyemez. Öyleyse sorunun nedeni nedir? Bu sorun, cumhuriyetimizin ilk yıllarında da bir tehlike haline dönüşmüştü. O zaman da emperyalist güçler bu yoksul ve bilincsiz halkı temsil eden feodalleri kandırmıştı. Bu bölge ilk çağlardan bu yana doğal yapısı gereği çevresindeki uygarlık alanlarına göre gelişmede hep geri kalmıştır. Buralarda yaşayan topluluklar çoğaldıkça yaşama olanaklarının yetersizliği nedeniyle çevredeki uygarlık merkezlerine girmişlerdir. İran, Mezopotamya ve Anadolu’daki daha güçlü topluluklar bölgeyi hiçbir zaman tam olarak denetim altında tutamamışlardır. Nüfusun artması sonucundaki zorunluluktan ortaya çıkan göç olayları doğal bir devinim olarak hep sürmüştür. Bölge halkı bazen işgale uğramış, bazı dönemlerde de işgalci olmuştur. Bilinen o ki, son bin yıllık dönemde İran ve Anadolu’da kurulan devletler bölgeyi tam olarak denetim altında tutamamışlardır. Bölge feodalleri hangi taraf güçlüyse o tarafa bağlı gibi görünmüşler, öteki tarafı da bir koz olarak kullanmışlardır. Seçtikleri yol ve yöntem bir yandan yaşadıkları coğrafyanın bir zorunluluğudur. Bu durumu değiştirecek ve Anadolu’da ortak bir kader birliğini yaratacak tek anlayışı Kemalizm ortaya koydu. Ne var ki, feodal ağalar varlıklarının yok olmasına karşı durdular. 1980 darbesiyle yurt dışına iş ve aş amacıyla gidenlerin sadece Böylece AB ülkelerinin Türkiye’ye dönük amaçlarına hizmet ettiler. AB’nin şımarık tavrının, haddini bilmez isteklerinin bir nedeni de budur. Bugün, emperyalizm ve onun işbirlikçileri Türkiye’nin önünü Kürt sorunuyla kesmeye çalışıyor. Oysa Doğu Anadolu’da feodaller egemen. Türkler, Kürtler ve bütün Anadolu insanları emperyalizmin militanlığını yapanlara izin verir mi? Sonuç olarak; Yeter ki tüm halkı kucaklayan bir yönetimimiz olsun. Yeter ki birlik olalım. Emperyalizmin tetikçiliği ile yaşayan ve kahraman olduğunu sananlara izin vermeyelim !.. Bugünkü ‘Kürt Sorunu”nda KEMALİST DEVRİM yolunun terk edilmesi, dengeli bir kalkınmanın sağlanamaması ve bölgedeki feodal yapının -karşıdevrimci- iktidarlarca korunması, Batı’nın Türkiye üzerindeki amaçları için ayrılıkçı grupları desteklemeleri temel nedenlerdir. PKK’yi büyütüp besleyen, ona kucaklarını açarak olanak yaratan Batı’dır. Gelelim Kemalist anlayışa: Kemalist ideoloji’ ye göre tek ulus, tek dil, tek devlet vardır. Resmi dil ve ulusal eğitim dili tektir. Ancak bu yolla modern ve güçlü bir ulus olarak dünyadaki yerimizi alabiliriz. Bütün ulusal devletler böyle kurulmuş ve böyle gelişmişlerdir. İngiltere, Fransa ve ABD’yi, Alman ve İtalyan birliklerinin kurulmasını incelersek doğruyu buluruz. Ne yazık ki Türk-Kürt ayrımı yaratmaya çalışanlar örnek verdiğimiz emperyalist ülkelere hizmet ederken tarihin bu en basit gerçeklerini okuyup öğrenmek ve yorumlamak zahmetine katlanmazlar.
Türkiye’de büyüyen bu etnik sorun karşısında öncelikle KEMALİST ilkelerin ne denli yaşama geçirildiğine bakılması gerekir. Biliyoruz ki siyasi iktidarlar sadece başta kalabilmeyi düşünerek popülizmi yeğlemiş, Kemalizm’i terk etmiş, bölgedeki feodal yapıyı değiştirmek için yeterli çabayı göstermemiştir. Bölge halkı, yüzyıllardır olumsuzluklar içerisinde yaşam savaşımı vermiş, bir o yana, bir bu yana savrulmuş, büyük devletlerin çıkarlarına alet olmuştur Ve biliyoruz ki Kürt Sorunu, emperyalist güçlerin bölgedeki çıkarları için azdırdıkları bir sorundur. Türkler ve Kürtler arasında bir sorun yoktur. Olmamıştır. Eğer böyle bir sorun olsaydı Kürt nüfusun çoğunluğu batı Anadolu’da yaşayabilir miydi ?.. Uluslaşma sürecinde İtalya’nın, Almanya’nın Fransa’nın, İngiltere’nin çeşitli bölgelerinde dil ve ırk farklılıkları vardı. Ben ayrı bir dil konuşuyorum diyen her etnisite ayrı bir ulusal devlet kurabilseydi bugünkü Avrupa devletlerinin sayısı birkaç kat fazla olurdu. Modern uluslaşma, kabilecilik, aşiretçilik, ırkçılık üzerine kurulmamıştır… Gelelim baskılara: Türk devrim süreci otoriter bir yönetimi zorunlu kılmıştır. “Türkiye Cumhuriyeti son tahlilde emperyalisttir. Devrime karşı bütün kalkışmaları yok etmek devrimciliğin gereğidir. Türk Devrimi keşke sonraki dönemlerde de -her açıdan – aynı kararlılıkla korunabilseydi. Türk halkının çoğunluğu yoksulluktan ve bilisizlikten henüz kurtulamamıştır. Türkiye’deki bütün köylüler jandarmadan korkarlar. Doğu ve güneydoğu köylülerinin bu konuda -olağanüstü durumlar dışında- ayrıcalıkları yoktur. Doğuda daha çok baskı olmuşsa bunun nedeni daha çok olay ve daha çok güdümlü isyan hareketlerinin varlığıdır. Kemalizm, bütün bu olumsuzlukları giderecek kuralları temel ilkeler olarak benimseyen bir ideolojidir. Bu nedenle olumsuzlukların sorumluluğu Kemalizm’e yüklenemez. Hesap sorulması gerekenler halkın cehaletinden, yoksulluğundan, dinci gericilikten yararlanıp iktidarlarını sürdürenlerdir. Halkçı-Devletçi Kemalist çağdaşlaşma projesini terk edenlerdir.. Öyleyse Kürt Sorunu’nun çözümü Kemalizm’dedir. Dinci gericiliğin ve etnik ayrımcılığın bitirilmesinde çözüm Kemalizm’dedir. “Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır. Mustafa Kemal Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. ALINTIDIR: http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7959.0 Saygılar,
Sadece kay
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||
| Son Güncelleme ( Cuma, 26 Ağustos 2011 ) | |||||||
| Sonraki > |
|---|